8 Temmuz 2009 Çarşamba

King of Pop

Jackson'ın öldüğünü duyduğumda ilk aklıma bu abüm kapağı geldi. Çünkü bu albüm benim hayatımda para biriktirip aldığım ilk albümdü. Sene 1987 yani 10 yaşındayım. (şimdiki 10 yaşında çocuklar için şöyle akıllı böyle zeki diyorlar da hangisi böyle para biriktirip bir albüm alıyor tek başına bir müzik markete gidip sorarım)

Günlerce dinlemiştim bu albümü. The way you make me feel, Liberian Girl, I just can't stop loving you gibi unutulmaz şarkıları kaset kabının içindeki şarkı sözlerini takip ederek ezberlemiştim. O zamanlar öyleydi. Şarkı sözleri ezberlemek bir üstünlük göstergesiydi :)

1992'de ilk defa yurt dışına dil öğrenimi için gitmiştim. Kısıtlı bütçe var ve para dikkatli harcanıyor. Hastings'deki müzik markete iki günde bir gidiliyor ve yeni çıkan Dangeorus albümünün 33'lük plakı (Türkiye'de olmadığı biliniyor) orda duruyor mu diye kontrol ediliyor. Bütçede yeri hazır ama ne olur ne olmaz diye erkenden alınmıyo. İki gün kala sonunda kavuşma anı... İyi ki almışım şu an eşsiz bir koleksiyon parçası...

Gidemediğim konserin iptalini duyunca nasıl sevinmiştim. Sonraki sene geleceğini duyduğumda affetmedim hemen biletimi ilk gün almıştım... Konser posterini hala saklarım.

Bu zamanın idollerine bakıyorum... Bizmkiler daha bir saf daha bir sanatçıymış.

Sanki onun gidişiyle gençlik yıllarımın sona erdiğini ve orta yaşlara başladığım izlenimi geldi...

6 Temmuz 2009 Pazartesi

DOĞANIN BÜYÜK GÖSTERİSİ


Bu akşam ntv'de 3. bölümünü hayranlıkla seyrettim bu olağanüstü belgeseli. Kayıt teknolojisinin doruklarını kullanan “Nature’s Great Events” (Doğanın Büyük Gösterisi) ekibi, Dünya’nın en dramatik ve destansı vahşi yaşam görüntülerini ve bu görüntüler içindeki hayvanların kendilerine özgü hikayelerini kaydetmeyi başarmış. BBC’nin uzman kadrosunun görev aldığı bu belgesel dizi, birbirinden heyecanlı hikayeler anlatırken, olağanüstü görselliğiylec kendine hayran bırakıyor.

Mutlaka seyredin derim... Br sürü dersler var...


He's just not into you

Pazar günü hemşirenin kankası evlendi. Saat birbuçuktaki nikahtan çıktık eve geldik. Bu sıcakta dışarda ne yapılabilir ki? Hava biraz serinlesin ben de o zamana kadar dayımdan aldığım (seçtiğim filmi gördükten sonra 'yüzlerce film arasından bunu mu seçtin yuh sana' dermişcesine bir bakış sonrası 'sende kalsın getirmene gerek yok' dedi) bu filmi seyredeyim dedim.
Sinemayı seviyorum. Avrupa sinemasını; özellikle ingiliz ve italyan sinemasını beğeniyorum. Hollywood'da da bazı güçlü senaryoları olan filmleri,sevdiğim aktörlerin ve yönetmenlerin filmlerini takip etmeye çalışıyorum.

Ne yalan söyleyim romantik komedilere karşı çok pembe olanları dışında zaafım var. Seyrederken dinleniyorum. İşte bu da öyle bir film. Seyrederken biraz dinlendim biraz güldüm...

' O sana göre değil' i Türkçe'ye nedense 'Erkekler ne söyler kadınlar ne anlar' diye çevirmişler. Birçok ünlü aktör var. Onlar ve iyi iki saat geçirmek adına seyredibilir bu tarz severler.

Ama artık daha akıllıca yazılmış senaryolar istiyorum. Gerçi senaristlerin de mazlemesi fazla kalmadı. Sonuçta aşk her zaman aşk ve bu olguyu farklı işleyebilmek her geçen gün zorlaşıyor.

5 Temmuz 2009 Pazar

Travel&Leisure

Yeni yerler görmeyi, yeni insanlar tanımayı, yeni kültürler keşfetmeyi çok seviyorum. Her zaman da söylüyorum 'ne kadar para o kadar yeni yer görme' felsefelerimden biri...

Bu dergiyi çıktığından beri takip ediyorum. Bir sayı dışında eksiğim yok, ilginenlerin haberi olsun.

Dünyaca ünlü bir gezi dergisi. Genelde lüks mekanlar tanıtılıyor. Biz daha o seviyelere gelemesek de hem şimdilik bir altyapı oluşturuyor (belli mi olur belki biz de günü birinde bu tür geziler yaparız) hem de keşfetmenin hazzının küçük bir cüzünü bu dergide buluyoruz...

Baffetto


İtalya'dan döneli bir ay oldu ama bazı şeylerin tadı hala damağımda. Baffetto da bunlardan biri. Gitmeden önce Hasan Nişancı Abi (dört yıl Roma'da yaşamış bir abim) bazı temel bilgiler dışında mutlaka gitmelisin dediği bir yerdi burası.

Roma'ya geldiğimiz ilk gün Piazza Novana meydanına doğru yürürken tesadüfen karşıma çıktı ama kapalıydı. Arkadaşlara buraya kesin gelmemiz gerektiğini söyledim. Perşembe günü gitmek istedik bu sefer bir türlü yerini bulamadık :) Bir saatlik aramadan sonra bulduk ancak yine kapalıydı.

Neyse pazar günü arkadaşım Paolo'ya Baffetto'ya gitmek isteiğimizi söyledim. O da sanki 'nasıl da unuturum sizi böyle bir yere götürmeyi' dedi :). Pazar günü gittiğimizde yine kapalıydı. Tam ümitler kesildiğinde beş dakika yürüme mesafesinde başka bir şubesini öğrendik ve hemen yola koyulduk.

Peki neydi buranın özelliği? Acaba bu kadar değecek miydi aramalarımıza? Hemen söyleyim kesinlikle değdi...

Beş gün boyunca yediğimiz pizzalardan çok farklı bir hamur. Neredeyse lahmacun inceliğinde ve çıtır çıtır...

Roma'ya giderseniz tadmadan gelmeyin...

Adres : Via del Governo Vecchio, 114


Belh'in Güvercinleri


Hocam ve değerli büyüğüm Emin Işık'ın Belh'in Güvercinleri kitabını geçtiğimiz hafta ikinci kez okudum. Mevlana Hazretlerinin hayatını o kadar akıcı bir üslüpla yazmış ki...

Aralarda tasavvufun ne olduğunu küçük ipuçları ile fazla detaylandırmadan kulağımıza fısıldamış...

Allah kendisinden razı olsun... Küçüklüğümden beri ilminden istifade etme şansı bulduğum için Allah'a şükrediyorum...

N'olcak benim bu halim


Bir işe başlayalım dedik ama bir türlü istediğim gibi olmadı... Neyse bir şans daha veriyim kendime... Daha fazla yazmam gerekir... Anlatacak çok şey var... Tekrar özür özür yüzbin kere özür...