11 Eylül 2010 Cumartesi

Yarı Final Günü


Çok heyecanlıyım. Çok nadir bu duygular içinde olurum. Dakikaları sayıyorum. Çok şükür bileti olan 17.500 şanslı insandan birisiyim.

Eğer finale kalırsak ayrıntılı bir yazı yazmak istiyorum. Öncesinde bu rüyayı bize yaşatanlara şimdiden teşekkür ediyorum. Bu maçı oynamak bile büyük bir başarı. Ama buraya kadar getirdiğimiz bu işi güzel daha güzel sonlandırabiliriz.

Kasırga gibiyiz Kaan Kural'ın söylediği gibi. Bu saatten sonra karşımıza kimin çıktığı çok önemli değil. Ancak bu turnuvalarda sürekli yarı final, final oynayan bir ekolün genç temsilcileriyle oynuyoruz. Salonda kurulacak baskıya karşı bu genç rakibin tepkisinin nasıl olacağı maçın senaryosunu yazacak. Yunanlar ve Slovenler bu baskıyı kaldıramadılar. Sırplar'ın, Litvanya'lıların ve hatta genç Amerika takımının da bu baskıyı kaldırabileceğini zannetmiyorum. O yüzden kupayı almak hayal değil.

Tek korkum, maç başa baş giderse ya da takım geriye düşerse, takımın ve salondakilerin reaksiyonu ne olur? Çünkü turnuva boyunca (ilk maç stresinin olduğu Fildişi ve Yunanistan maçını geçmiş olmanın rahatlığıyla çıkılan Porto Riko maçları bence ölçü değil) hep uzak ara öndeydik.

Teodosic - Ömer Onan ikilisinin mücadelesini zevkle takip edeceğiz. Ömer inşallah bir kez daha bütün dünyaya gösterecek bir adamın basketbolda nasıl kilitleneceğini...

Bu ülke bu millet her şeyin en güzeline layık. İnşallah bu takım bize güzel bir duygu yaşatacak...

Dualarım onlarla...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder